Varlığın Kökeni: Tabiat Risalesi ve Dört Yol Çözümlemesi

Kâinattaki muazzam düzen, göz kamaştırıcı sanat ve hassas yaşam dengesi karşısında insan zihni kaçınılmaz olarak tek bir temel soruya odaklanır: "Bütün bu varlıklar nasıl var oldu?" Klasik mantık ve kelâm metodolojisine göre bu suale verilebilecek yalnızca dört teorik ihtimal bulunmaktadır: Eşyayı maddi sebepler yaratmıştır, her şey kendi kendine tesadüfen teşekkül etmiştir, tabiat kanunları icat etmiştir ya da sonsuz ilim ve kudret sahibi tek bir Yaratıcı var etmiştir. Bediüzzaman Said Nursi, felsefe ve kelâm tarihinin zirve metinlerinden biri olan Tabiat Risalesi adlı eserinde bu dört ihtimali mantık analizine tabi tutar. Bu makalede; ilk üç materyalist iddianın aklen, mantıken ve ontolojik olarak neden imkansız kısırdöngülere saplandığı "fabrika", "eczahane" ve "matbaa" analojileriyle incelenmekte; geriye kalan dördüncü yol olan "Tevhid" hakikatinin tek rasyonel ve zorunlu açıklama olduğu ortaya konulmaktadır.
**
Giriş: Varoluşun En Temel Kavşağı
Bir an için etrafınızdaki varlık sahnesine dikkatlice bakın: Avucunuzun içindeki akıllı telefon, odanızdaki eşyalar, dışarıda esen rüzgarla dans eden ağaçlar, geceyi aydınlatan milyarlarca galaksi ve bedeninizde her saniye kusursuz bir ahenkle çalışan trilyonlarca hücre...
Bütün bu akıl almaz zenginlik, sanat ve hayat tablosu nasıl var oldu?
Akıl yürütme kurallarına ve felsefi ontolojiye göre bu soruya verilebilecek muhtemel cevaplar sonsuz değildir. Mantıken tam dört ihtimal masaya konulabilir: 1. Sebepler Yarattı: Varlıkları atomlar, moleküller, fiziksel ve kimyasal sebepler var etti. 2. Kendi Kendine Oldu: Hiçbir sebep ve plan olmaksızın, her şey kör bir tesadüf eseri kendiliğinden teşekkül etti. 3. Tabiat Yarattı: Doğanın gizemli güçleri ve tabiat kanunları her şeyi meydana getirdi. 4. Bir Yaratıcı Yarattı: Sonsuz ilim, irade ve kudret sahibi tek bir Zât her şeyi yoktan var etti.
İslam düşünürü Bediüzzaman Said Nursi, meşhur şaheseri Tabiat Risalesi'nde modern materyalizmin arkasına sığındığı ilk üç yolu mantık terazisinde tartar ve bu üç yolun her birinin sayısız akli imkansızlık barındırdığını ispatlar. İlk üç yol mantıken kapandığında, geriye tek bir açık cadde kalır: Tevhid.
Birinci Çıkmaz Yol: "Sebepler Yarattı" (Esbab İddiası)
Materyalist felsefenin en yaygın sığınağı sebeplerdir: "Güneş olmasaydı hayat olmazdı; su ve toprak birleşti bitkiler çıktı; atomlar ve moleküller reaksiyona girdi hücreler meydana geldi."
Peki sebepler gerçekten bir şeyin hakiki yaratıcısı olabilir mi?
Fabrika ve Robot Analojisi
Son model otonom bir otomobil fabrikası hayal edin. İçeride devasa robot kollar, konveyör bantlar, lazer kaynak makineleri ve pres üniteleri çalışmaktadır. Banttan dakikada bir adet son teknoloji otomobil çıkmaktadır.Şimdi birisi fabrikaya girip otomobillere baksa ve şöyle dese: "Bu arabaları fabrikadaki robot kollar ve elektrik akımı tasarlayıp yaptı; ortada hiçbir mühendis, yazılımcı ya da fabrika kurucusu yoktur!"
Bu iddiaya aklı başında hiç kimse inanmaz. Çünkü robot bir araçtır, alettir, mekanizmadır. O robotun metalini kim döktü, yazılımını kim kodladı, parçaları nasıl bir araya getirdi? Bir aletin iş görmesi, onun o işin şuurlu faili olduğunu göstermez.
Kör Atomların Şuur İmtihanı
Evrendeki maddi sebeplere bakalım: Karbon, hidrojen, oksijen ve azot atomları... Bu atomların: - Gözleri yoktur, görmezler. - Beyinleri yoktur, düşünemezler. - İradeleri yoktur, tercih yapamazlar. - Gelecekten ve gayeden zerre kadar haberleri yoktur.Peki bu kör, sağır, cansız ve şuursuz atomlar nasıl bir araya gelip:
- Evreni hayranlıkla seyreden gören bir insan gözü inşa edebilir?
- Sanat, matematik ve felsefe üreten düşünen bir insan beyni dokuyabilir?
- 3 milyar harflik insan genomunu (DNA) bir mikronluk çekirdeğe hatasız kaydedebilir?
Tuğlalar kendi kendine toplanıp harçla birleşerek bir saray kuramaz. Sebepler birer perdedir; icraat yapan fail değil, ilahi sanatın sergilendiği zarif vasıtalardır. Birinci yol aklen kapalıdır.
İkinci Çıkmaz Yol: "Kendi Kendine Oldu" (Tesadüf İddiası)
İkinci materyalist iddia, doğrudan tesadüfe ve kendiliğinden oluşuma dayanır: "Hiçbir fail yoktu, her şey rastlantısal süreçlerle kendi kendine oldu."
Tablo ve Boya Analojisi
Bir sanat galerisinde Leonardo da Vinci'nin Mona Lisa tablosunun karşısında durduğunuzu düşünün. Fırça darbeleri, gölgeler, derinlik ve yüzde beliren tebessüm bir dehayı yansıtır.Bir rehber yanınıza yaklaşıp: "Bu tablo için bir ressama gerek yok; boya kutuları devrilmiş, fırçalar tesadüfen tuvalin üzerine düşmüş ve milyonlarca yıl rüzgar estikçe bu şaheser kendi kendine ortaya çıkmış" dese, bu açıklamayı bilimsel kabul edebilir misiniz?
Bir fırça darbesi bile failsiz olamazken, milyarlarca yıldızın dans ettiği kâinat tablosu nasıl sahipsiz ve tesadüfi olabilir?
Mantık Aksiyomu: "Ex Nihilo Nihil Fit"
Felsefe ve mantığın en temel aksiyomlarından biri şudur: "Hiçten hiçbir şey çıkmaz (Ex nihilo nihil fit)."Bir şeyin "kendi kendini yaratması" mantıksal bir imkansızlıktır. Çünkü kendi kendini yaratabilmesi için: 1. Henüz var olmadan önce kendi varlığını planlaması gerekir (yokken var gibi davranmalıdır). 2. Sonra var olup kendini yaratması gerekir.
Bu iddia, bir insanın kendi saçından tutup kendini havaya kaldırmasını iddia etmekten farksızdır; mantıksal bir tenakuz ve kısırdöngüdür.
Eczahane ve Deprem Analojisi
Bediüzzaman'ın sunduğu meşhur benzetmeyle: Devasa bir eczahane düşünün. Raflarda binlerce şişe içerisinde farklı kimyasal maddeler, asitler ve mineraller dizilidir.Bir gün şiddetli bir deprem olsa, şişeler devrilip kırılarak yere dökülse... Dökülen bu maddelerin tesadüfen birbirine karışıp miligramı miligramına ölçülü, ölümcül bir hastalığı iyileştiren mucizevi bir "hayat iksiri" oluşturması mümkün müdür?
Bir ilacın oluşması için laboratuvar, terazi, kimyager ve hassas ölçü şarttır. Tek bir canlı hücresi ise o eczanedeki bütün ilaçlardan trilyonlarca kat daha karmaşık ve dengelidir. Tesadüf kaos üretir; düzen, ahenk ve hayat üretemez. İkinci yol aklen kapalıdır.
Üçüncü Çıkmaz Yol: "Tabiat Yarattı" (Natüralizm Yanılgısı)
Üçüncü yol, günümüz seküler söyleminde en çok başvurulan maskedir: "Doğa yaptı", "Tabiat ana yarattı", "Fizik kanunları üretti."
Peki gerçekte "Tabiat" nedir?
Tabiat Bir Fail Değil, Bir Kanunlar Mecmuasıdır
Tabiat, kâinattaki düzenli işleyişe insan zihninin taktığı soyut bir isimdir. Yerçekimi, termodinamik, fotosentez gibi süreçlerin tamamına "doğa" diyoruz.Dolayısıyla tabiat bir "varlık" veya "şahıs" değildir; sadece işleyiş tarzının unvanıdır.
Matbaa ve Kitap Analojisi
Bediüzzaman'ın en sarsıcı analojilerinden biri matbaa örneğidir:Büyük bir matbaanın önüne geçin. Demir çarklar dönmekte, kağıtlar içeri girmekte ve arkadan ciltlenmiş, felsefe, edebiyat ve bilim dolu muhteşem kitaplar çıkmaktadır.
Eğer birisi: "Bu kitabı matbaa yazdı; yazar, editör ve mühendis yoktur" derse, düştüğü cehalet açıktır. Matbaa kağıda harfleri basan metal bir alettir; fakat o kitaptaki edebi fikri düşünen, cümleleri kurgulayan ve matbaa makinesini icat eden bilinçli bir insan aklıdır.
Tabiat da ilahi bir matbaadır; kudretin yazdığı varlık kitabının basıldığı bir tezgahtır. Tezgah dokur ama kumaşın deseni tezgahın zihninden çıkmaz!
Yasa vs. Yasa Koyucu
Bir anayasa kitapçığını mahkeme salonundaki masanın üzerine koysanız, o kitapçık kendi kendine suçluyu yakalayamaz, hapishaneye koyamaz veya adaleti tesis edemez. Kanun tarif eder; kanunu uygulayan ise irade ve kudret sahibi devlettir.Fizik yasaları kâinatın nasıl hareket ettiğini tarif eden matematiksel formüllerdir; o hareketleri her an yaratan ve yürüten şuurlu bir kudret değildir. Yasa varsa, mutlaka bir Yasa Koyucu olmak zorundadır.
Üstelik "tabiat yarattı" demek, kâinattaki her bir atomun sonsuz ilim, irade ve kudrete sahip olduğunu kabul etmeyi gerektirir. Çünkü bir gözü yaratabilmek için atomun ışığı, beyni, optik fiziği ve vücudun tüm dengelerini bilmesi lazımdır. Tek bir İlah'ı kabul etmeyen zihin, kâinattaki zerreler sayısınca sahte ilahları kabul etmek zorunda kalır. Üçüncü yol aklen kapalıdır.
Dördüncü Yol: "Vâhid ve Ehad Olan Yaratıcı" (Tevhid)
İlk üç yol mantık terazisinde tartıldığında geriye ne kalır?
- Sebepler: Birer araçtır, hakiki fail olamazlar.
- Kendi kendine oluşum: Mantıksal bir çelişkidir, hiçten hiçbir şey çıkmaz.
- Tabiat: Bir isim ve kanundur, ilim ve iradesi olmayan bir tezgahtır.
Üç yol mantıken çökünce, dördüncü yol olan Tevhid (Tek bir Yaratıcı) akıl için kaçınılmaz ve zorunlu bir hakikat haline gelir.
Kâinattaki mutlak düzen, hassas ölçü ve hayat, bizi o Yaratıcı'nın sıfatlarına götürür:
- Sonsuz İlim: DNA'daki 3 milyar harflik biyolojik yazılımı kodlayan Zât her şeyi bilmelidir.
- Mutlak Kudret: Trilyonlarca galaksiyi boşlukta direksiz döndüren Zât sonsuz güç sahibi olmalıdır.
- Külli İrade: Sonsuz ihtimaller arasından bu kusursuz ve dengeli hayat formunu seçen bir İrade bulunmalıdır.
- Birlik (Tevhid): Atom çekirdeğinden galaksilere kadar her yerde aynı fizik kanunlarının ve kimyasal elementlerin işlemesi, kâinatın tek bir Ustanın elinden çıktığının açık delilidir.
Kur'an-ı Kerim'in Eşsiz Mantığı
Kur'an-ı Kerim, Tûr Sûresi 35. âyetinde modern bilimin ve felsefenin asırlardır tartıştığı bu ontolojik hakikati tek bir cümlede özetler:
"Yoksa onlar hiçbir şey olmadan (kendi kendilerine, sebepsizce) mi yaratıldılar? Yoksa bizzat kendileri mi yaratıcıdırlar?" (Tûr, 52:35)
Âyet, muazzam bir mantık tahlili yapar: 1. "Hiçbir şey olmadan mı yaratıldılar?" — Sebepsiz, tesadüfen oluşum imkansızdır. 2. "Kendilerini kendileri mi yarattı?" — Kendi kendini yaratma mantık çelişkisidir. 3. İki önerme de batıl olduğuna göre, geriye tek hakikat kalır: İnsan ve kâinat, sonsuz kudret sahibi Yaratıcı tarafından yaratılmıştır.
Nitekim Bediüzzaman bu gerçeği şöyle formüle eder:
"Bir harf kâtipsiz olmaz, bir iğne ustasız olmaz, bir köy muhtarsız olmaz. Nasıl olur ki, nihayetsiz intizam içindeki şu muhteşem kâinat hâkimsiz, sahipsiz ve sanatkârsız olsun?"
İki Perspektifin Karşılaştırması
İşte materyalist iddiaların mantıksal çıkmazları ile Tevhid inancının aydınlık hakikati arasındaki mukayese:
Sonuç: Kozmik Mahkemenin Kesin Hükmü
Bu meseleyi evrensel bir akıl mahkemesi olarak tasavvur edebiliriz:
- Dava: "Kâinattaki bu muhteşem hayat, intizam ve sanat nasıl var oldu?"
- Sanık 1 (Sebepler): "Ben yaptım!" der. Mahkeme: "Sen kör ve şuursuz bir aletsin, plan yapamazsın" diyerek iddiayı reddeder.
- Sanık 2 (Tesadüf): "Kendiliğinden oldu!" der. Mahkeme: "Hiçten hiçbir şey çıkmaz; bir harf bile kâtipsiz olamaz" diyerek reddeder.
- Sanık 3 (Tabiat): "Ben yarattım!" der. Mahkeme: "Sen bir kanunsun, kural koyucu ve fail değilsin; matbaasın, yazar değilsin" diyerek reddeder.
Mahkemenin nihai kararı kesindir: Üç batıl yol mantık duvarına çarpıp çökmüştür. Kâinat vardır, muazzam bir sanatla donatılmıştır ve bu hakikat, akıl için tek bir zorunlu neticeyi haykırmaktadır: Kâinat, her şeyi yoktan var eden Sonsuz İlim ve Kudret Sahibi Tek Bir Yaratıcı'nın eseridir.
Bu makaleyi paylaş:
Etiketler:
Kaynaklar
- Nursi, B. S. Lem'alar — 23. Lem'a (Tabiat Risalesi). Sözler Neşriyat.
- Nursi, B. S. Sözler — 22. Söz ve 33. Söz (Pencereler Risalesi). Sözler Neşriyat.
- Craig, W. L. (2008). Reasonable Faith: Christian Truth and Apologetics. Crossway Books.
- Flew, A. (2007). There Is a God: How the World's Most Notorious Atheist Changed His Mind. HarperOne (Türkçe: Yanılmışım Tanrı Varmış).
- Lennox, J. C. (2009). God's Undertaker: Has Science Buried God? Lion Books.
- Meyer, S. C. (2009). Signature in the Cell: DNA and the Evidence for Intelligent Design. HarperOne.
- Kur'an-ı Kerim, Tûr Sûresi, 52:35.
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorum yapan siz olun!