ES-SEMΑ: Her Fısıltıyı ve Sessiz Duayı İşiten İlâhî Yakınlık
Kozmosun deviniminden kalbin en gizli fısıltısına kadar her sesi, yakarışı ve niyazı işiten; hiçbir kulunu cevapsız bırakmayan ilâhî yakınlık.

İnsan bazen anlaşılmamaktan değil, hiç duyulmamaktan yorulur. Kalabalıklar içinde konuşur ama asıl derdini söyleyemez; bir dua eder ama sesinin boşlukta kaybolduğunu zanneder. Oysa modern işitme bilimi bize, duymanın ne kadar karmaşık bir süreç olduğunu hatırlatıyor: ses dalgaları kulaktan giriyor, kulak zarı ve kemikçiklerle iletiliyor, kokleadaki tüylü hücreler bu titreşimleri elektrik sinyaline çeviriyor, sonra sinyal beyne taşınıyor. İnsan duymak için böylesine katmanlı bir sisteme muhtaç. Aynı çağda bilim insanları LIGO ile uzayın derinliklerinden gelen yerçekimi dalgalarını yakalıyor; NASA ise uzay verilerini “sonification” ile sese çevirerek evreni yeni bir dille dinlenebilir hale getiriyor. Biz, bu kadar araca rağmen ancak bazı şeyleri işitebiliyoruz. Es-Semî‘ ise organa, mesafeye, frekans aralığına, gürültü filtresine ihtiyaç duymadan her şeyi işitir.
Bu yüzden Es-Semî‘ ismi, sadece “her şeyi duyan” anlamında kuru bir sıfat değildir; kulun sesini kaybetmediği, fısıltının boşluğa düşmediği, sükûtun bile manaya dönüştüğü ilâhî yakınlıktır. TDV’ye göre bu isim sem‘ kökünden gelir ve “işitilmeye konu teşkil eden her şeyi işiten” demektir; üstelik Allah’ın işitmesi kulak gibi bir organa veya araca bağlı değildir. Diyanet’in Es-Semî‘ açıklaması da gizli-açık, fısıltı-yüksek ses, hatta dillendirilmeyip içten geçirilen şeyler arasında O’nun açısından fark bulunmadığını vurgular. Bu makalede Es-Semî‘ ismini lügat, Kur’an, bilimsel metafor, tasavvuf, günlük hayat ve video dili içinde birlikte keşfedeceğiz.
Esmanın Lügavî Kökeni
Es-Semî‘ ismi, Arapça s-m-ʿ kökünden gelir. TDV İslâm Ansiklopedisi bu kökün “işitmek, duymak, bir dileği kabul etmek, anlamak; duyurmak” anlamlarını taşıdığını belirtir. Bu, önemli bir incelik içerir: kök sadece pasif işitmeyi değil, duanın cevaba açık oluşunu, yani anlamaya ve karşılık vermeye yönelen bir işitmeyi de ima eder. Semî‘ kelimesi sözlükte “işiten” demektir; Allah’a nisbet edildiğinde ise “işitilmeye konu teşkil eden her şeyi işiten” anlamını kazanır.
Buradaki en önemli teolojik ayrım şudur: Allah’ın işitmesi, beşerî işitme gibi kulak, kulak zarı, işitsel sinir ya da frekans sınırlamasıyla kayıtlı değildir. TDV maddesi bunu açıkça vurgular. İnsan duymak için organa, mesafeye, dikkat düzeyine ve işitsel bütünlüğe muhtaçken; ilâhî sem‘, duyulabilir olanı olduğu kadar bize göre “duyulmaz” görüneni de kuşatır. Bu yüzden Es-Semî‘ ismini sadece “çok iyi duyan” diye çevirmek eksik kalır; daha doğru karşılıklar şunlardır: mutlak işiten, hiçbir sesi kaçırmayan, sözün ve niyazın her biçimini işiten, işitmeye konu her şeyi hakkıyla kuşatan.
Klasik yorum geleneği, bu ismi çoğu zaman Basîr, Alîm ve Habîr isimleriyle yakın bir anlam alanında ele alır. TDV’de yer alan açıklamaya göre Semî‘ ile Basîr arasında muhteva paralelliği; Alîm ve Habîr ile de anlam yakınlığı vardır. Böylece işitme, ilâhî idrakin diğer yüzlerinden kopuk düşünülmez. Diyanet fetvasında da Es-Semî‘ basitçe “her şeyi işiten” diye tanımlanır; fakat bu sadelik, ismin büyüklüğünü azaltmaz, tersine bütün ayrıntıyı içinde toplayan bir özete dönüşür.
Tasavvufî dilde ise işitme sadece kulağa ait bir fiil değil, aynı zamanda bir yakınlık ve murakabe halidir. Allah’ın kulunu işittiğini bilen kişi, hem duasında daha sahici olur hem de dilini daha dikkatli kullanır. Bu sebeple Es-Semî‘, bir yandan güven veren, bir yandan da insanı samimiyete çağıran isimlerden biridir. Modern Türkçede bu isim için en uygun karşılıklar: her şeyi işiten, duaları ve niyazları duyan, sözlü-sözsüz bütün ses ve çağrıları işiten şeklindedir.
Kur’ân’daki Kullanımları
Mücâdele Suresi (58:1)
“Kocası hakkında seninle tartışan ve Allah’a yakınan kadının sözünü Allah işitmiştir.” Diyanet tefsirindeki bu ayet, Es-Semî‘ isminin en sarsıcı Kur’anî sahnelerinden biridir. Bir kadının şahsî sıkıntısı, hukukî ve ailevî bir mağduriyet biçiminde göğe yükseliyor ve Allah “işittiğini” bildiriyor. Burada ilâhî işitme, yalnız ses alma değil; mağduriyeti görme, sözü boşa bırakmama ve onu vahye konu edecek kadar ciddiye alma anlamı taşır.
Bakara Suresi (2:127)
Hz. İbrâhim ve Hz. İsmâil Kâbe’nin temellerini yükseltirken, “Rabbimiz! Bizden bunu kabul buyur; şüphesiz sen işitensin, bilensin” diye dua ederler. Ayetin bu yapısı çok anlamlıdır: dua, amel ve kabul isteği aynı cümlede birleşir. Es-Semî‘ burada yapılan işin görünür kısmıyla kalmayan; duanın arkasındaki teslimiyeti, yorgunluğu ve kabul arzusunu da kuşatan bir işitme olarak görünür.
Şûrâ Suresi (42:11)
“Hiçbir şey O’nun benzeri değildir; O her şeyi işitir, her şeyi görür.” Diyanet tefsiri bu ayette İslâm inancının en kritik ilkelerinden birinin pekiştirildiğini söyler: Allah hiçbir şeye benzemez. Es-Semî‘ isminin burada Basîr ile birlikte gelmesi, ilâhî idrakin mahlûkatın idrakine benzer araçlara bağlı olmadığını; işitme ve görmenin O’nda benzersiz bir mahiyete sahip olduğunu bildirir.
İsrâ Suresi (17:1)
Mescid-i Harâm’dan Mescid-i Aksâ’ya gece yolculuğunu anlatan ayetin sonunda “Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir” buyrulur. Mi‘rac ve İsrâ bağlamında bu vurgu, Es-Semî‘ isminin yalnız insanın duasını değil, peygamberlik tecrübesini, vahyi ve ilâhî hitabı da çevrelediğini düşündürür. Buradaki işitme, tarihî ve kozmik bir olayın tam ortasında zikredilir.
Bakara Suresi (2:186)
Bu ayette Es-Semî‘ lafzı açıkça geçmez; fakat “Ben yakınım, bana dua ettiğinde dua edenin dileğine karşılık veririm” buyruğu, Es-Semî‘ isminin en canlı tematik yansımalarından biridir. Diyanet tefsiri burada Allah’ın kullarına yakın oluşunu “her an ve her yerde hazır ve nâzır” olmak, dua ve ibadetin yollarını açmak şeklinde yorumlar. İşitme, bu ayette cevap veren yakınlıkla birleşir. Kul sadece sesini göğe fırlatmaz; işitilen bir yakarış içinde Rabbine yönelir.
Hadislerdeki Yansımalar ve Nebevî Denge
Hadislerde de aynı denge görünür. Resûlullah yolculuk sırasında yüksek sesle tekbir getiren sahâbîlere, “Siz sağır veya gaip olana seslenmiyorsunuz; işiten ve yakın olana sesleniyorsunuz” buyurur. Namazdaki “Semia’llahu limen hamideh” ifadesi de aynı bilinçle okunur: Allah, O’nu öven ve hamd eden kulu işitir. Bu rivayetler, Es-Semî‘ isminin duaya hem yakınlık hem edep hem de güven verdiğini gösterir.
Kozmos Açısından – Bilimsel Metafor Bölümü
A) Kozmos Metaforu
Bilim, son yıllarda kelimenin mecazî anlamıyla gerçekten “evreni dinlemeye” başladı. LIGO’nun 2015’te yaptığı ilk doğrudan yerçekimi dalgası tespiti, ikili kara delik birleşmesinden gelen son derece küçük bir uzay-zaman titreşimini ölçtü; sinyalin büyüklüğü yalnızca
10
−
21
10^{-21}
10−21 seviyesindeydi. Bu, insan teknolojisinin ne kadar büyük hassasiyetlere ihtiyaç duyduğunu gösterir. NASA’nın sonification projeleri de uzaydan toplanan dijital verileri sese dönüştürerek kozmik olayları başka bir algı kanalına tercüme ediyor. İnsanın “evreni işitmesi” için interferometre, veri eşlemesi, sayısal çeviri ve yorumlama gerekir. Es-Semî‘ ise bunların hiçbirine muhtaç değildir. Biz veriyi sese çevirerek ancak yaklaşırız; Allah ise titreşimi de, sessizliği de, anlamı da aracısız bilir.
Bu metafor, Es-Semî‘ isminin kozmik boyutunu anlamak için güçlüdür. Çünkü kâinattaki nice olay bize sessiz görünür; fakat sessizlik yokluk değildir. Bilimsel cihazlar, insan kulağına kapalı olan birçok sinyali yakalayıp anlamlandırabiliyorsa, ilâhî işitmenin kapsamı karşısında bizim duyuşumuzun ne kadar sınırlı olduğu daha berrak ortaya çıkar. Es-Semî‘ tefekkürü, evreni “ses çıkaran şeyler toplamı” olarak değil, işitilmeye konu bir varlık ağı olarak görmeye çağırır.
B) İnsan Bedeninden / Biyolojiden Örnek
NIDCD’nin açıklamasına göre işitme; ses dalgalarının dış kulaktan girip kulak zarını titreştirmesi, orta kulak kemikçikleriyle iletilmesi, kokleadaki sıvı hareketiyle tüylü hücrelerin uyarılması ve nihayet işitme siniriyle beynin sinyali anlamlandırması şeklinde katmanlı bir süreçtir. Yani insan işitmesi, hem mekanik hem biyolojik hem nörolojik bir zincir gerektirir. Üstelik bu zincirin herhangi bir halkası bozulduğunda işitme de zarar görür.
Bu biyolojik gerçek, Es-Semî‘ ismini düşünürken çok öğreticidir. Çünkü insan en basit bir sesi duymak için böyle çok aşamalı ve kırılgan bir düzene muhtaçtır. Allah’ın işitmesi ise organa, sıvıya, tüylü hücreye, sinir hattına veya kortikal işlemlemeye bağlı değildir. Dolayısıyla Es-Semî‘ tefekkürü, insanı kendi duyu sistemine hayran bırakırken aynı zamanda ilâhî işitmenin mahlûkatın işitmesine benzetilemeyeceğini de hatırlatır. Beşerî duyuş, ilâhî sem‘in yanında sadece gölge bir örnektir.
C) Teknoloji Metaforu
NIST’in mikrofon dizisi çalışmaları, gürültülü bir ortamda konuşmayı daha temiz toplamak ve doğru konuşmacıyı belirlemek için çok kanallı ses edinimi ve beamforming teknikleri kullanıldığını gösterir. IBM’in speech-to-text açıklamasına göre de modern sistemler, ses dalgası titreşimlerini alır; sonra bunları dijital karakterlere, kelimelere ve cümlelere çevirmek için ön işleme, gürültü temizleme, özellik çıkarımı ve dil modeli eşlemesi yapar. Teknoloji için “duymak”, aslında büyük bir ayrıştırma, filtreleme ve çözümleme sürecidir.
Es-Semî‘ ismini teknoloji metaforuyla düşündüğümüzde şu hakikat görünür olur: modern sistemler ancak “kim konuşuyor, nerede konuşuyor, gürültü ne kadar, hangi frekanslar atılmalı” gibi sorulara cevap vererek sesi ayıklayabilir. İlâhî sem‘ içinse beamforming, mikrofon dizisi, konuşmacı kimliği veya dil modeli gerekmez. Fısıltı da, kalabalıktaki tek bir ses de, söze dökülmemiş niyet de O’nun için aynı kapalılıkta değildir. İnsan mühendisliğinin bütün bu ara katmanları, Es-Semî‘ isminin büyüklüğünü sezdiren çağdaş bir aynadır.
Tasavvufî Açıklama
A) Kalpteki Karşılığı
Es-Semî‘ isminin kalpteki ilk karşılığı, tam işitilme duygusudur. İnsan çoğu zaman yanlış anlaşılmaktan, yarım dinlenmekten ve kalbinin en derin cümlesini ifade edememekten yorulur. Diyanet Haber’in ifadesiyle Allah için gizli-aşikâr, konuşma-sükût, fısıltı-yüksek ses arasında engelleyici bir fark yoktur. Bu yüzden Es-Semî‘ tecellisi alan kalp, en yalnız anında bile “boşluğa konuşmuyorum” diyebilir.
Bu isim korku kadar huzur da verir. Çünkü Allah’ın her şeyi işitmesi, sadece denetim değil; aynı zamanda boşa gitmeyen dua, kayda geçen mazlum ses ve karşılıksız kalmayan iç çağrı demektir. Mücâdele suresindeki kadın kıssasının gücü de buradadır: bir tek kişinin sesi, vahyin içine kadar alınır. Kalp bunu idrak ettiğinde, umutsuzlukla sessizce çökmez; dua etmeye devam eder.
B) Nefsin Terbiyesindeki Rolü
Nefis, çoğu zaman sesi sadece etki üretmek için kullanır: daha çok duyulmak, daha çok görünmek, haklı çıkmak, üstün gelmek, kırmak, kendini ispatlamak… Es-Semî‘ ismi ise sözü güce değil doğruluğa bağlar. Çünkü kul bilir ki gürültü yapmakla işitilmiş olmaz; hakikatte Semî‘ olan Allah katındaki değer, sesin şiddetinden değil niyetin saflığından gelir. Peygamber’in “sağır ya da gaip olana seslenmiyorsunuz” uyarısı tam da bu ölçüyü kurar.
Bu isim, dil terbiyesini de derinleştirir. Gizli konuşmaların, fısıltının, kırıcı sözün ve samimiyetsiz duanın da işitildiğini bilmek; nefsi daha dikkatli, daha sade ve daha içten kılar. İnsan bazen bir iftiraya uğradığında hemen karşılık vermek, sesini yükseltmek ister; oysa ilâhî sem‘i bilen biri, hakkını tamamen kendi sesiyle savunmak zorunda olmadığını da öğrenir. Çünkü duyan sadece insanlar değildir. Bu bilinç, konuşmada vakar ve dua ilişkilerinde sebat üretir.
C) Büyük Mutasavvıfların Yorumu
Klasik sûfî yaklaşım içinde Kuşeyrî’nin Semî‘ yorumu özellikle dikkat çekicidir. TDV maddesinin aktardığına göre Kuşeyrî, işitme ve görme yeteneklerini meşrû olmayan şeylerden koruyan kimseyi Allah’ın seveceğini ve bu duyularını doğru yolda kullanmasına yardımcı olacağını söyler. Aynı yorumda, kul kendisine yöneltilen haksız isnatları ve iftiraları mevlâsının işittiğini bilirse karşılık vermekten vazgeçebilir; çünkü Allah’ın yardımı, kendi çabasından daha etkilidir. Bu bakış, Es-Semî‘ ismini yalnız “duyan Allah” şeklinde değil; duyu ahlâkı kuran Allah şeklinde okur.
Bediüzzaman Said Nursî’de Es-Semî‘ ismi, özellikle dua, ihtiyaç, hava unsuru ve gizli seslerin taşınması eksenlerinde güçlü biçimde görünür. Onuncu Söz’de, Resûlullah’ın saadet-i ebediye için ettiği büyük duayı anlatırken “öyle Semî‘ ve Kerîm bir Kadîr’den, öyle Basîr ve Rahîm bir Alîm’den” istediğini söyler; ardından çok çarpıcı bir cümle kurar: Allah “en gizli bir zîhayatın en gizli bir arzusunu, en hafî bir niyazını görür, işitir, kabul eder.” Bu ifade, Risale’de Es-Semî‘ isminin belki de en yoğun özetidir. Bediüzzaman’a göre ilâhî işitme, yalnız sözlü duayı değil; lisan-ı hâl ile yapılan sessiz niyazı da kapsar.
Bediüzzaman’ın Hüve Nüktesi ise Es-Semî‘ ismine daha kozmik bir kapı açar. Burada hava unsurunun, konuşanların bütün seslerini, şiveleriyle ve yerleriyle beraber taşıdığını; üstelik bunu ışık, elektrik, cazibe ve benzeri başka fonksiyonlarla aynı anda yaptığını anlatır. Nurpedia’daki özette, bir avuç havanın zerrelerinin bütün sesleri eksiksiz iletmesinin, her bir zerrede sınırsız bir bilgi ve kudret varmış gibi görünmesinin aslında Allah’ın kudretiyle açıklanabileceği belirtilir. Bu, Es-Semî‘ tefekkürünü sadece kulak ve söz boyutunda bırakmaz; atmosferin bile bir işitme ve iletim mucizesine dönüştüğü bir alana taşır. Bediüzzaman, hava sayfasını adeta kudret kaleminin bir levhası gibi okur.
Risale’nin başka bir hattı da şudur: insan bazen “kimse beni duymuyor” duygusuyla kırılır. Bediüzzaman’ın Zerre adlı metninde, nefsin gafletini eleştirirken “vaveylâlarını işiten Semî‘, Basîr, Alîm, Mücîb olarak üstünde bir Rakib’in bulunmamasını nasıl tevehhüm edebilir?” diyerek çok sarsıcı bir murakabe dili kurar. Burada Es-Semî‘, sadece bir teselli ismi değildir; aynı zamanda kulun başıboş olmadığını, feryadının da suçunun da ilâhî huzurda kayda geçtiğini hatırlatan bir isimdir. Bu çizgi, insanı hem ümitte hem edepten yana diri tutar.
Bediüzzaman’ın dua dilinde de Es-Semî‘ çok canlıdır. Cevşen bahislerinde “Ey sesleri işiten, ey şikâyetleri işiten, ey sır ve gizlilikleri bilen” şeklindeki niyazlar, onun Semî‘ ismini sadece teorik bir kelâm sıfatı olarak değil; doğrudan münâcatın merkezi olarak yaşadığını gösterir. Bu yüzden Risale-i Nur çizgisinde Es-Semî‘, üç düzlemde birlikte okunur: dua eden kalbi işiten, havanın sayfasında bütün sesleri taşıtan, kulun görünmeyen iç feryadını da bilen ve kayda alan isim. Bu okuma, özellikle modern çağın “duyulmama” krizine çok güçlü bir cevap verir.
Günlük Hayatta Uygulama – 4 Adım
1. Farkındalık Çalışması
Bugün bir dakika boyunca sadece dinle.
Dışarıdaki sesleri, odadaki uğultuyu, rüzgârı, kendi nefesini, kalbinin ritmini.
Sonra şu soruyu sor:
“Ben bunların bu kadar azını duyarken, Rabbim bütününü nasıl işitiyor?”
Bu kısa çalışma, Es-Semî‘ ismini zihinde soyut bir bilgi olmaktan çıkarıp tefekküre dönüştürür.
2. Dua / Affirmasyon
Gün içinde birkaç kez şu cümleyi içinden tekrar et:
“Ya Semî‘, söyleneni de söylenemeyeni de işittiğini biliyorum. Beni gürültüyle değil, samimiyetle konuştur.”
3. Ahlâkî Eylem
Bugün birini gerçekten dinle.
Sözünü kesmeden, çözüm dayatmadan, kendi hikâyene çekmeden.
El-Semî‘ ahlâkı, sadece duyulmak istemek değil; başkasına da işitilmiş olma hissi vermektir.
4. Zihinsel Dönüşüm
Şu cümleyi bırak:
“Kimse beni anlamıyor, o halde susayım.”
Onun yerine şunu yerleştir:
“İnsanlar eksik duyabilir; ama Allah beni eksiksiz işitiyor.”
Bu dönüşüm, sessizliği umutsuzluk değil, dua alanı haline getirir.
Zikir – Vird – Meditasyon Rehberi
Bu bölüm bağlayıcı bir reçete değil; anlam merkezli bir tefekkür önerisidir.
Zikir adedi
Başlangıç için 33 kez, daha derin yoğunlaşma için 99 kez
“Yâ Semî‘”
Dilersen dua boyutunu güçlendirmek için zaman zaman
“Yâ Semî‘, Yâ Mücîb”
ikilisini de birlikte zikredebilirsin.
Nefes ritmi
4 saniye nefes al – 4 saniye tut – 6 saniyede ver.
Niyet cümlesi
“Allah’ım, Es-Semî‘ isminin nuru ile içimdeki dağınık sesleri, kırık duaları ve söylenemeyen acıları Sana açmaya niyet ettim.”
1 dakikalık mini meditasyon akışı
Gözlerini kapat.
İlk nefeste dışarıdaki sesleri fark et.
İkinci nefeste kendi içindeki sesi fark et: acele, korku, kırgınlık, beklenti.
Üçüncü nefeste içinden yavaşça: “Yâ Semî‘…” de.
Sonra hiçbir şey söylemeden birkaç saniye sus.
Bu suskunluğun da işitildiğini hisset.
Meditasyonu şu cümleyle bitir:
“Ben söylemeden önce de Sen biliyor, duyuyor ve tutuyorsun.”
Kısa Hikâye / Alegori
Genç bir çırak, ustasının atölyesinde sürekli yüksek sesle konuşur, kendini fark ettirmeye çalışırdı. Usta ise en önemli ayrıntıları hep sessiz anlarda yakalardı: uzakta çatlayan ince bir ahşap sesi, kaynamak üzere olan boyanın hafif uğultusu, duvara düşen küçücük bir damlanın sesi… Bir gün çırak sordu: “Beni neden hep susunca dinliyorsun?” Usta gülümsedi: “Gürültü kendini ilan eder; asıl maharet fısıltıyı duymaktır.” Çırak o gün ilk kez sustu ve atölyenin konuştuğunu fark etti. Sonra anladı ki hakiki işitme, sesi çok olana değil; manası derin olana yönelir.
Dua
Ey gizliyi de açığı da işiten, ey fısıltıyı da haykırışı da kaybetmeyen Es-Semî‘!
Biz bazen kalabalıkta konuşur ama yalnız kalırız. Bazen kimseye anlatamadığımız bir derdi içimizde taşır, bazen de ağzımıza gelmeyen bir duayı kalbimizin en kuytu yerine saklarız. Sen ise söze döküleni de, sükûta gömüleni de işitirsin. Sesin yüksekliğiyle değil, kalbin hakikatiyle işitirsin. Mazlumun şikâyetini, çocuğun sessiz korkusunu, annenin gecedeki niyazını, yorgun bir kulun iç çekişini, hatta bizim kendimizden bile sakladığımız cümleleri Sen duyarsın.
Allah’ım, dilimizi doğrulukla, duamızı samimiyetle, sessizliğimizi de huzurla doldur. Bizi gürültüyle görünür olmaya çalışanlardan değil; içtenlikle Sana yönelenlerden eyle. Söylediğimiz kırıcı sözleri bağışla; söyleyemediğimiz hayırlı sözleri de kalbimize kuvvet vererek söyletebil. Bize başkalarını da gerçekten dinleyebilecek bir gönül ver.
Ya Rabbi, boğazımızda düğümlenen duaları Sen çöz. Kırık kalbimizin çıkarmadığı sesi de işit. Bizi duyulmak için insanlara dağılmaktan koru; Seni işiten bir kul, zaten boşlukta değildir.
Âmin.
Sık Sorulan Sorular
1. Bu isim insan psikolojisinde neye karşılık gelir?
Es-Semî‘ ismi psikolojik düzlemde en çok işitilme ihtiyacı, güvenli ifade alanı, duygu düzenleme ve yalnızlık duygusunun hafiflemesi ile ilişkilendirilebilir. İnsan, derdinin boşluğa düşmediğini hissettiğinde iç gerilimi azalır. Kur’an’daki Mücâdele 58:1 ayeti ve Bakara 2:186’daki yakınlık vurgusu, bu manevî güvenin temelini kurar. Manevî dilde Es-Semî‘, “Derdim kaybolmuyor” hissidir.
2. Bu esmayı günlük hayatta nasıl yaşayabilirim?
Bu ismi yaşamanın en güzel yolu, hem diline hem kulağına ahlâk kazandırmaktır. Dil tarafında: gıybeti, kırıcı sözü ve gösteriş için konuşmayı azaltmak. Kulak tarafında: hakikati, duayı, Kur’an’ı ve insanın sahici derdini dinlemeyi artırmak. Kuşeyrî’nin yorumuna göre meşrû olmayan şeylerden işitme ve görme duyularını koruyan kimse, Allah’ın sevgisine ve yardımına yaklaşır.
3. Bu isim diğer esmalarla nasıl bütünleşir?
Es-Semî‘ en belirgin biçimde El-Basîr, El-Alîm, El-Habîr ve dua bağlamında El-Mücîb ile bütünleşir. TDV’de Semî‘ ile Basîr arasında muhteva paralelliği, Alîm ve Habîr ile de anlam yakınlığı bulunduğu belirtilir. Kur’an’daki “Semî‘-Basîr” birlikteliği, ilâhî idrakin işitme ve görme boyutlarını birlikte düşündürür; “Semî‘-Alîm” ise duyulanın aynı zamanda bilindiğini gösterir.
Esmaü'l-Hüsnâ: İsimlerin Kozmik ve Manevi Tefekkürü
Bu içerik 29. bölüm (Toplam 30 bölüm)
Hakikatin İzini Birlikte Sürün
Yeni yayınlanan bilimsel ve felsefi tefekkür makalelerimizden haberdar olmak için e-bültenimize katılın.
Bu makaleyi paylaş:
Kaynaklar
- Buhârî. (t.y.). Sahih al-Bukhari 6384. Sunnah.com.
- Diyanet İşleri Başkanlığı. (2023, 16 Şubat). Allah’ın 99 ismi hakkında bilgi verir misiniz? Din İşleri Yüksek Kurulu.
- Diyanet İşleri Başkanlığı. (t.y.). Bakara sûresi 127–129. ayet tefsiri. Kur’an Yolu.
- Diyanet İşleri Başkanlığı. (t.y.). Bakara sûresi 186. ayet tefsiri. Kur’an Yolu.
- Diyanet İşleri Başkanlığı. (t.y.). Mücâdele sûresi 1–4. ayet tefsiri. Kur’an Yolu.
- Diyanet İşleri Başkanlığı. (t.y.). Şûrâ sûresi 11–12. ayet tefsiri. Kur’an Yolu.
- Diyanet Haber. (2024, 21 Şubat). Es Semi’ ve El Basîr ne anlamlara gelir?
- IBM. (t.y.). What is speech to text?
- LIGO. (2016). Listening to the universe: Detecting gravitational waves with laser interferometry.
- Muslim. (t.y.). Sahih Muslim 2704a. Sunnah.com.
- National Institute on Deafness and Other Communication Disorders. (2022). How do we hear? NIH.
- National Institute of Standards and Technology. (t.y.). Microphone array presentations; Towards user sensitive interfaces: Autodirective speech acquisition for speaker identification and speech recognition using phased arrays.
- National Aeronautics and Space Administration. (2024, 28 Şubat). Listen to the universe: New NASA sonifications and documentary.
- Topaloğlu, B. (2009). Semî‘. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi.
- Nursî, B. S. (2010). Sözler. İstanbul: Söz Basım Yayın.
- Nursî, B. S. (2010). Mesnevî-i Nuriye. İstanbul: Söz Basım Yayın.
- Nursî, B. S. (2010). Cevşenü’l-Kebîr ve Evrâd. İstanbul: Söz Basım Yayın.
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorum yapan siz olun!