EL-BASÎR: Her Şeyi Gören ve İhsan Şuuru Kazandıran İlâhî Basiret
Karanlık gecedeki karıncanın ayak sesinden göğüslerin sakladığı sırlara kadar her şeyi hakkıyla gören ve kuluna ihsan şuuru kazandıran ilâhî nazar.

Bir şeyi görmek, sandığımız kadar basit değildir. Işık göze girer, kornea ve mercek onu odaklar, retina üzerindeki fotoreseptörler ışığı elektrik sinyaline çevirir, optik sinir bu sinyali beyne taşır ve ancak o zaman “görüntü” oluşur. İnsan görmek için organa, odaklamaya, sinir iletimine ve zihinsel işlemlemeye muhtaçtır. Dahası, Hubble teleskobu Dünya atmosferinin üstüne çıkarıldığı için yerdeki teleskopların görebildiğinden çok daha berrak ve sönük nesneleri seçebilir; James Webb ise kızılötesi ışıkla kozmik tozun arkasındaki yıldız doğum bölgelerini görünür hale getirir. Yani insan ve insan yapımı araçlar, görmek için ya yükseltilmeye ya da farklı dalga boylarına ihtiyaç duyar.
El-Basîr ismi tam burada kalbe dokunur. O, yalnız “her şeyi gören” diye sadeleştirilecek bir isim değildir; perdeyle örtüleni de, karanlıkta kalanı da, dışta görünmeyeni de, insanın kendi kendine itiraf edemediği iç yönelişi de gören ilâhî basirettir. TDV’ye göre bu isim, “görmeye konu olan şeyleri bütün özellikleriyle idrak edip gören” Allah’ı ifade eder; Diyanet’in açıklamasında ise karanlık, uzaklık, büyüklük-küçüklük ve gizlilik gibi bizim görüşümüze engel olan hiçbir şeyin O’nun görmesine engel olmayacağı vurgulanır. Z kuşağının diliyle söylersek El-Basîr, hayatın sadece “yüksek çözünürlüklü kamerası” değil; pikselin arkasındaki anlamı da kaçırmayan ilâhî görüş motorudur.
Esmanın Lügavî Kökeni
El-Basîr ismi, Arapça b-s-r (basar) kökünden gelir. TDV İslâm Ansiklopedisi bu kökün “görmek, bilmek ve sezmek” anlamlarını taşıdığını belirtir. Aynı maddede basîr kelimesinin Kur’an’da elli bir ayette geçtiği, bunların kırk ikisinde Allah’ın sıfatı olarak kullanıldığı kaydedilir. Bu çok önemlidir; çünkü kök, yalnız fiziksel görmeyi değil, idrak etmeyi ve anlamayı da içine alır. Başka bir deyişle El-Basîr, sadece görüntü alan değil; görüleni hakikatiyle kuşatan isimdir.
TDV’nin tanımına göre Basîr, “görmeye konu olan şeyleri bütün özellikleriyle idrak edip gören” Allah’tır. İnsan için görmenin oluşması adına gerekli olan fiziksel, fizyolojik ve psikolojik şartlar Allah hakkında söz konusu değildir. Yine aynı maddede, ne karanlığın, ne karışıklığın, ne madde engelinin, ne de aşırı aydınlığın ilâhî görmeyi perdeleyemeyeceği vurgulanır. Böylece El-Basîr, organik ve sınırlı bir görüşü değil; aracısız, kusursuz ve kapsamlı bir görmeyi ifade eder.
Klasik kelâm geleneği, Basîr ismini çoğu zaman Semî‘, Alîm ve Habîr isimleriyle yakın bir anlam alanında düşünür. TDV’de Basîr’in on ayette Semî‘, beş ayette de Habîr ile birlikte geçtiği kaydedilir. Bu, ilâhî idrakin bölünmüş değil bütüncül olduğunu gösterir: Allah yalnız görmez; işitir, bilir, içyüzüne nüfuz eder. Modern Türkçede El-Basîr için en uygun karşılıklar şunlardır: her şeyi hakkıyla gören, gizli-açık her şeyi kuşatan, yalnız görüntüyü değil hakikati de gören.
Kur’ân’daki Kullanımları
Şûrâ Suresi (42:11)
“O’na benzer hiçbir şey yoktur. O her şeyi işitir, her şeyi görür.” Diyanet tefsirinde bu ayet, Allah’ın benzersizliğini ve mahlûkatın görme-işitme biçimleriyle kıyaslanamayacağını vurgular. El-Basîr burada önce tenzih, sonra idrak bağlamında gelir: Allah görür; ama mahlûkun görmesi gibi görmez.
Hadîd Suresi (57:4)
“Nerede olursanız olun O sizinle beraberdir. Allah yaptıklarınızı görmektedir.” Diyanet tefsiri, bu ifadeyi Allah’ın zamandan ve mekândan münezzeh olduğu halde her yerde hâzır ve nâzır oluşu bağlamında açıklar. Burada El-Basîr ismi, kulun hayatını sadece dışarıdan izleyen bir bakış değil; her yerde hazır bulunan ilâhî murakabe olarak görünür.
Nisâ Suresi (4:58)
“Allah size emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder… Şüphesiz Allah her şeyi işitmekte, her şeyi görmektedir.” Diyanet tefsiri, bu ayetin Kâbe anahtarının tekrar ehline verilmesi bağlamında adalet ve emanet ahlâkını kurduğunu belirtir. El-Basîr burada sadece metafizik değil, sosyal ve hukukî bir isimdir: adaletli hüküm vermeyen, emaneti çarpıtan insan aslında kendini görünmez sanmaktadır.
Mülk Suresi (67:19)
“Üstlerinde kanatlarını aça kapaya uçan kuşları hiç görmediler mi? Onları Rahmân’dan başkası tutmuyor. Şüphesiz O her şeyi görmektedir.” Bu ayet, Diyanet tefsirinde inkârcılara ve gafillere ilâhî kudreti tabiatın içinden gösteren bir delil olarak sunulur. Burada El-Basîr, varlık âlemindeki düzeni, uçuşu, hareketi ve dengeyi gören ilâhî görüşe işaret eder.
İsrâ Suresi (17:1)
İsrâ mucizesini anlatan ayetin sonunda, “Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir” buyurulur. Diyanet tefsiri bu ayeti mi‘rac ve isrâ olayının giriş kapısı olarak açıklar. El-Basîr burada büyük tarihî ve kozmik olayların ortasında zikredilir; yani sadece günlük hayatın değil, vahyin ve peygamberlik tecrübesinin de ilâhî nazar altında olduğunu hatırlatır.
Hadislerdeki Yansımalar ve Nebevî Denge
Bu Kur’anî çerçeveyi en veciz biçimde tamamlayan hadis, ihsan hadisidir: “Allah’a O’nu görüyormuş gibi kulluk etmendir; sen O’nu görmüyorsan da O seni görmektedir.” Böylece Es-Semî‘ ve El-Basîr isimleri, ibadetin kalbine dönüşür. Basîr tecellisi, mümin için sadece bilgi değil; ihsan şuurudur.
Kozmos Açısından – Bilimsel Metafor Bölümü
A) Kozmos Metaforu
Hubble’ın uzaya çıkarılmasının temel sebeplerinden biri, atmosferin ışığı bozucu etkisinden kurtulmaktı. NASA’ya göre Hubble, Dünya yüzeyinden yaklaşık 300 mil yukarıda olduğu için ışık kirliliği ve hava bozulmasıyla uğraşmadan çok daha berrak ve daha sönük nesneleri seçebiliyor. Yine NASA’nın açıklamasına göre Webb teleskobu da kızılötesi ışık sayesinde tozlu yıldız doğum bölgelerinin içine bakabiliyor. Bu iki örnek, El-Basîr ismi için çok güçlü bir kozmik metafor sunar: insan görmek için ya daha yükseğe çıkar ya da farklı dalga boylarına geçer; Allah ise yükseltilmeye, band değiştirmeye ve perdeleri aşacak cihazlara ihtiyaç duymadan görür.
Bu yüzden El-Basîr tefekküründe mesele yalnız çok görmek değil, perdeyi bozan berraklıktır. Atmosferi aşınca Hubble, kozmik görüntüyü daha net seçer; Webb tozun arkasındaki yıldız oluşumunu görünür kılar. İnsan da çoğu zaman öfke, korku, hırs, alışkanlık ve egonun “atmosferik bozucuları” altında hakikati bulanık görür. El-Basîr ismi, kalbi bunların üstüne çıkaran ilâhî berraklık gibi okunabilir. Bu elbette doğrudan bilimsel bir denklem değil; fakat kozmik görme ile ilâhî görmenin farkını sezdiren güçlü bir metafordur.
B) İnsan Bedeninden / Biyolojiden Örnek
NEI’nin anlattığına göre görme, ışığın kornea ve mercekten geçip retina üzerine odaklanmasıyla başlar; fotoreseptörler ışığı elektrik sinyallerine çevirir, bu sinyaller optik sinir üzerinden beyne gider ve beyin onları görüntüye dönüştürür. Yani insan görmesi, gözün tek başına yaptığı basit bir iş değildir; mekanik, biyolojik ve nörolojik halkalardan oluşan kırılgan bir zincirdir. Göz ayrıca düzgün işlemek için gözyaşına bile muhtaçtır.
Bu tablo El-Basîr ismi için çok öğreticidir. İnsan en basit bir nesneyi görmek için böylesine çok aşamaya muhtaçken, Allah’ın görmesi mercek, retina, optik sinir ve kortekse bağlı değildir. Bu yüzden Es-Semî‘ ve El-Basîr gibi isimler, insanın kendi duyularına hayranlığını artırırken bir yandan da ilâhî sıfatların mahlûkat sıfatlarıyla karıştırılamayacağını hatırlatır. Beşerî görme, ilâhî basarın yanında sadece sınırlı ve kesintili bir örnektir.
C) Teknoloji Metaforu
IBM Research’ün ifadesiyle modern bilgisayarlı görü sistemleri görüntü tanıma ve analizde “superhuman accuracy” denebilecek başarılara ulaşabilse de, gerçekte ne gördüklerini gerçekten anlamazlar. IBM Think’in tanımına göre bilgisayarlı görü; görüntü ve videoları işleme, analiz etme ve yorumlama işidir; bunun için veri toplama, ön işleme, etiketli veri, model seçimi ve eğitim gibi aşamalar gerekir. Yani makine görmek için bile büyük bir veri zincirine, etiketlenmiş dünyaya ve hesaplama gücüne muhtaçtır.
El-Basîr ismi bu çağdaş tabloyla düşünülünce şu hakikat belirginleşir: insan ve makine görmesi, ham veriyi ayıklamak ve anlamlandırmak için süreçlere muhtaçtır; ilâhî görme ise ön işlem, etiket, model eğitimi ve yorum katmanı beklemez. Kamera pikseli alır, algoritma nesne tanır, ama mânayı ve niyeti tam kavrayamaz. Allah ise sadece nesnenin sınırını değil, niyetin içeriğini ve sonucun kader içindeki yerini de görür. İşte Es-Semî‘ ile El-Basîr’i birlikte düşündüren asıl derinlik burada açılır.
Tasavvufî Açıklama
A) Kalpteki Karşılığı
El-Basîr isminin kalpteki ilk karşılığı, tam görülme duygusudur. İnsan bazen anlaşılmamaktan değil, görünmez olmaktan yorulur; emeğinin, acısının, sabrının, niyetinin ve gözyaşının fark edilmediğini düşünür. Diyanet Haber’in Es-Semî‘ ve El-Basîr yazısında, karanlık-aydınlık, yakın-uzak, büyük-küçük gibi bizim görüşümüze engel olan hiçbir şeyin Allah için engel olmadığı vurgulanır. Bu yüzden El-Basîr tecellisi alan kalp, görünürde yalnız kalsa bile görülmediğini zannetmez.
Bu isim kalpte murakabe kadar huzur da doğurur. Çünkü Allah’ın görmesi sadece denetim değil; aynı zamanda haksızlığa uğrayanı, sessizce iyilik yapanı, içinden sabreden ama dışarıya taşırmayanı da kaybetmeyen bir ilâhî nazardır. Diyanet yazısındaki ifade ile söyleyecek olursak, O’nun görmesi temiz yaşayan için huzur, gizlenmeye çalışılan kötülük için ise uyarıdır. Böylece Es-Semî‘ gibi El-Basîr de hem teselli hem terbiye ismidir.
B) Nefsin Terbiyesindeki Rolü
Nefis çoğu zaman şu cümleyle bozulur: “Kimse görmüyor.” İşte El-Basîr ismi bu cümleyi kökünden söker. İhsan hadisi, ibadetin ve ahlâkın merkezine tam da bunu yerleştirir: “Sen O’nu görmesen de O seni görmektedir.” Bu bilinç, insanı gösteriş için iyi olmaktan çıkarıp, görülmediği yerde de doğru kalmaya çağırır.
Nefis için bu çok büyük bir eğitimdir. Çünkü insan çoğu zaman kötülüğü gizleyebildiği ölçüde meşrulaştırır, iyiliği ise görülmediği ölçüde değersiz sanır. Oysa Bakara 2:110’daki “Allah yaptıklarınızı eksiksiz görür” vurgusu ve Nisâ 4:58’deki adalet-emanet bağlamı, görünmeyen alanların da ahlâkî önem taşıdığını hatırlatır. El-Basîr ile terbiye olan nefis, toplum içindeki imajını değil; görünmeyen yerdeki duruşunu önemsemeye başlar.
C) Büyük Mutasavvıfların Yorumu
Klasik tasavvuf ve kelâm çizgisinde El-Basîr ismi çoğu zaman ihsan, murakabe ve duyu ahlâkı ile birlikte okunur. TDV’nin Basîr maddesi, Allah’ın görmesinin fiziksel ve fizyolojik şartlara bağlı olmadığını; görmeye konu olan şeyleri bütün özellikleriyle kuşattığını açıkça belirtir. Diyanet’in Es-Semî‘ ve El-Basîr yazısı da bu ismin mümin için ihsan bilincine açıldığını, “her daim, hiç eksiksiz gören bir Rabb’in huzurunda olma” fikrinin insanı içten dönüştürdüğünü söyler. Böylece büyük mutasavvıfların hattında Basîr, sadece kozmik bir sıfat değil; kalbi ihsan makamına çağıran isim haline gelir.
Bediüzzaman Said Nursî’de ise El-Basîr, hem dua ve ihtiyaç düzleminde hem de kâinatın işleyişi içinde çok canlı görünür. Onuncu Söz’de, Allah’tan “Basîr ve Rahîm bir Alîm” diye söz eder ve “en gizli bir zîhayatın en hafî niyazını” gördüğünü, işittiğini, kabul ettiğini anlatır. Burada Basîr ismi, yalnız nesneleri gören bir sıfat değil; ihtiyacı, arzuyu, lisan-ı hâli ve kader içindeki karşılığını gören ilâhî rahmetle iç içe geçer. Nursî’nin bu dili, Es-Semî‘ ile El-Basîr’i aynı duanın iki kanadı gibi düşündürür.
Altıncı Söz’de Bediüzzaman çok çarpıcı bir ahlâk dersi verir: “gözü, gözün Sâni‘-i Basîr’ine satmak.” Bu kısa ifade, onun Basîr yorumunun merkez taşlarından biridir. Nursî’ye göre göz yalnız görüntü toplayan bir organ değildir; Allah hesabına kullanıldığında kâinat kitabının bir okuyucusu, rahmet çiçeklerinin bir seyircisi haline gelir. Bu yaklaşım son derece çağdaştır. Çünkü bugün göz çoğu zaman tüketime, teşhire, kıyasa ve dağınık bakışa hizmet ederken; Risale çizgisi onu ibret, tefekkür ve hayret organı olarak yeniden konumlandırır. Görmenin ahlâkı burada başlar: göz neye bakıyor değil, kimin hesabına bakıyor?
Yirmi Dokuzuncu Söz’de ise Bediüzzaman, zerrelerin “basîrane, muntazamane, semîane, alîmane” sevk edildiğini söyler. Bu ifade çok önemlidir; çünkü Nursî, Basîr ismini sadece Allah’ın gördüğü şeylerle sınırlamaz, aynı zamanda yaratılışın görerek düzenlenmişçesine isabetli işleyişini anlatmak için de kullanır. Onun mantığı şudur: bir zerre unsur tabakasından beden hücresine, oradan göz bebeğine kadar şaşmadan gidiyorsa, bu kör tesadüfle değil, sanki her adımı görülüp belirlenmiş bir ilâhî sevkle mümkündür. Böyle bakınca Basîr, kozmik ve biyolojik düzenin arkasındaki görüşe dayalı isabet haline gelir.
Bediüzzaman’ın bu çizgisi El-Hüccetü’z-Zehra ve Münâcat metinlerinde daha da açılır. El-Hüccetü’z-Zehra’da “basîrane nihayetsiz fiil” ve “basîrane, hakîmane, merhametkârane iaşe ve idare” diliyle, kâinattaki düzenin kör kuvvet ve tesadüfle açıklanamayacağını vurgular. Münâcat’ta da zîhayatların bedenlerindeki nazik sanat ve muvazeneyi “basîrane” diye niteler. Bu çok derin bir noktadır: Risale’de “basîrane” yalnız görmek değil, görerek yerli yerine koymak, ilişkileri şaşırmamak, mizanı tutturmak ve isabetli biçimde yerleştirmek anlamı taşır. Dolayısıyla Bediüzzaman’da El-Basîr, hem kulun halini gören, hem de kâinatı adeta görüyor gibi kusursuz sevk eden ilâhî isim olarak belirir.
Bu yüzden Risale-i Nur çizgisinde El-Basîr’i şu dört cümleyle özetlemek mümkündür: Allah en gizli arzuyu görür; gözü doğru hesaba bağlayan ahlâkı kurar; zerreleri bile “basîrane” sevk eder; kâinatın nazik sanatını kör kuvvetlere bırakmaz. Bu yorum, ismi yalnız teorik bir sıfat olmaktan çıkarıp, hem evreni okuma hem kendini denetleme hem de dua ederken derinleşme anahtarına dönüştürür.
Günlük Hayatta Uygulama – 4 Adım
1. Farkındalık Çalışması
Bugün özellikle küçük bir şeyi dikkatle izle: bir yaprağın damarlarını, bir insan yüzündeki yorgunluğu, gökteki kuşların yön değişimini, bir çocuğun gözündeki korkuyu ya da sevinci.
Kendine şu soruyu sor:
“Ben bu kadar küçük detayı ancak dikkatle seçebiliyorsam, Rabbim bunu zaten nasıl görüyor?”
2. Dua / Affirmasyon
Gün içinde birkaç kez içinden şunu tekrar et:
“Ya Basîr, bana sadece bakmayı değil, görmeyi öğret. Görünenin arkasındaki mânayı, kendi kusurumu ve başkasının incinmişliğini fark edebilmeyi nasip et.”
3. Ahlâkî Eylem
Bugün görünmeyecek bir iyilik yap.
Kimsenin bilmeyeceği bir yardım, gizli bir bağış, sessiz bir özür, fark ettirmeden kaldırılan bir yük…
El-Basîr ahlâkı, görünmeyen yerde de doğru kalabilmektir.
4. Zihinsel Dönüşüm
Şu cümleyi bırak:
“Kimse görmüyorsa çok da önemli değil.”
Onun yerine şunu yerleştir:
“Asıl önemli olan, görünmeyen yerde kim olduğumdur; çünkü orası da görülüyor.”
Zikir – Vird – Meditasyon Rehberi
Bu bölüm bağlayıcı bir reçete değil; anlam merkezli bir tefekkür önerisidir.
Zikir adedi
Başlangıç için 33 kez, daha derin yoğunlaşma için 99 kez
“Yâ Basîr”
Nefes ritmi
4 saniye nefes al – 4 saniye tut – 6 saniyede ver.
Niyet cümlesi
“Allah’ım, El-Basîr isminin nuru ile kalbimdeki kör noktaları fark etmeye, bakışımı temizlemeye ve beni Senden gizli yaşayamayacağım bir ihsan bilincine ulaştırmaya niyet ettim.”
1 dakikalık mini meditasyon akışı
Gözlerini kapat.
İlk nefeste dış dünyanın görüntülerini zihninden çek.
İkinci nefeste içindeki dağınık görüntülere bak: korku, hırs, kıyas, yorgunluk.
Üçüncü nefeste içinden yavaşça: “Yâ Basîr…” de.
Şimdi, kalbinin önünde buğulu bir cam olduğunu hayal et.
Her nefes verişte bu cam biraz daha silinsin.
Bir dakika sonunda içinden şu cümleyi söyle:
“Beni başkalarının bakışıyla değil, Senin nazarınla düzelt.”
Kısa Hikâye / Alegori
Bir çırak, ustasının atölyesinde her gün aynı vitray pencereye bakıyor ama onu sıradan sanıyordu. Bir sabah sis yüzünden cam puslandı; çırak pencerenin artık hiçbir güzelliği kalmadığını düşündü. Ustası sessizce geldi, camı sildi ve çıraktan biraz geri çekilmesini istedi. Güneş o anda tam açıyla vurunca, az önce sıradan görünen cam bütün duvara renkli desenler döktü. Çırak şaşkınlıkla, “Ben bunu niye hiç görmedim?” dedi. Usta gülümsedi: “Bakıyordun, ama doğru açıdan görmüyordun.” İnsan da böyledir; bazen hakikat kaybolmaz, sadece gözün üstüne sis iner.
Dua
Ey karanlığın içindeki en küçük hareketi bile gören,
ey perde arkasındaki niyeti de görüntü önündeki davranışı da ayırmayan El-Basîr!
Biz bazen sadece dışarıyı görüyor, içimizi görmüyoruz.
Bazen başkalarının kusurunu seçiyor, kendi kör noktalarımızı fark etmiyoruz.
Bazen görünür olana aldanıyor, görünmeyenin hesabını unutuyoruz.
Oysa Sen gizliyi de açığı da, söyleneni de susuşu da, yapılanı da niyeti de eksiksiz görürsün.
Allah’ım, gözlerimizi haramdan, bakışımızı hoyratlıktan, kalbimizi de körleşmekten koru.
Bize ibret gözü ver.
Sadece görüntüyü değil, mânayı görebilelim.
İnsanlara bakarken küçümsemeyelim; kendimize bakarken de mazaret üretmeyelim.
Görülmenin korkusuyla değil, nazarının terbiyesiyle yaşayabilelim.
Ya Rabbi, bizi görünür başarıya değil, görünmeyen doğruluğa ulaştır.
Kimsenin bilmediği yerde de temiz kalmayı, gizlide de ihsanla yaşamayı, yalnız kaldığımızda da huzurunu unutmamayı nasip et.
Gözümüzü kitab-ı kâinata, kalbimizi de Senin rızana aç.
Âmin.
Sık Sorulan Sorular
1. Bu isim insan psikolojisinde neye karşılık gelir?
El-Basîr ismi psikolojik düzlemde en çok murakabe, öz-farkındalık, ahlâkî iç denetim ve işitilmek kadar görülmeye de ihtiyaç duyan kalbin huzuru ile ilişkilendirilebilir. İhsan hadisinin öğrettiği “O seni görüyor” bilinci, kişiyi paranoyaya değil; iç tutarlılığa ve sahiciliğe çağırır. Diyanet’in Basîr yorumu da bu ismin temiz yaşayan için huzur, gizlenmeye çalışan kötülük için uyarı taşıdığını gösterir.
2. Bu esmayı günlük hayatta nasıl yaşayabilirim?
Bu ismi yaşamanın en güzel yolu, görülmediğin yerde de doğru kalmak ve gözüne ahlâk kazandırmaktır. Bediüzzaman’ın “gözü, gözün Sâni‘-i Basîr’ine satmak” ifadesi burada çok öğreticidir: göz, hevesin değil, tefekkürün ve ibretin organı olmalıdır. Günlük hayatta bunun karşılığı; bakışını korumak, başkasının mahremiyetine saygı göstermek, görünmeyen yerde iyi kalmak ve küçük ayrıntıları fark edecek dikkat geliştirmektir.
3. Bu isim diğer esmalarla nasıl bütünleşir?
TDV’nin belirttiği gibi El-Basîr en belirgin biçimde Es-Semî‘, El-Alîm ve El-Habîr ile yakın anlam alanı paylaşır. Kur’an’da da çoğu zaman Semî‘ ile birlikte anılması, ilâhî idrakin işitme ve görme boyutlarının birbirini tamamladığını gösterir. Diyanet’in Şûrâ 42:11 tefsiri ve Diyanet Haber yazısı da bu birlikteliğin hem tenzih hem ihsan bilinci taşıdığını vurgular.
Esmaü'l-Hüsnâ: İsimlerin Kozmik ve Manevi Tefekkürü
Bu içerik 30. bölüm (Toplam 30 bölüm)
Hakikatin İzini Birlikte Sürün
Yeni yayınlanan bilimsel ve felsefi tefekkür makalelerimizden haberdar olmak için e-bültenimize katılın.
Bu makaleyi paylaş:
Kaynaklar
- IBM. (2025). What is computer vision?
- IBM Research. (2025). Computer vision.
- National Eye Institute. (2022). How the eyes work.
- NASA. (2019). How can infrared light see through cosmic dust?
- NASA. (2025). Why have a telescope in space?
- Topaloğlu, B. (1992). Basîr. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi.
- Diyanet Haber. (2024, 21 Şubat). Her Şeyi Gören ve İşitene Yakarış: Es Semi’ ve El Basîr.
- Diyanet İşleri Başkanlığı. (t.y.). Bakara sûresi 110. ayet tefsiri. Kur’an Yolu.
- Diyanet İşleri Başkanlığı. (t.y.). Hadîd sûresi 1–6. ayet tefsiri. Kur’an Yolu.
- Diyanet İşleri Başkanlığı. (t.y.). İsrâ sûresi 1. ayet tefsiri. Kur’an Yolu.
- Diyanet İşleri Başkanlığı. (t.y.). Mülk sûresi 19–21. ayet tefsiri. Kur’an Yolu.
- Diyanet İşleri Başkanlığı. (t.y.). Nisâ sûresi 58. ayet tefsiri. Kur’an Yolu.
- Diyanet İşleri Başkanlığı. (t.y.). Şûrâ sûresi 11–12. ayet tefsiri. Kur’an Yolu.
- Nursî, B. S. (2010). Sözler. İstanbul: Söz Basım Yayın.
- Nursî, B. S. (2010). Lem’alar. İstanbul: Söz Basım Yayın.
- Nursî, B. S. (2010). Münâcat. İstanbul: Söz Basım Yayın.
- Muslim. (t.y.). Sahih Muslim 8a; 2704a.
- Bukhari. (t.y.). Sahih al-Bukhari 50.
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorum yapan siz olun!