EL-MU‘İZZ: Hakiki İzzeti Bahşeden ve Onurlu Kılan İlâhî Güç
Kullarına sarsılmaz bir vakar, onur ve manevi izzet bağışlayan; dünyevi güçlerin alçaltamayacağı hakiki üstünlüğü bahşeden ilâhî kudret.

Bugünün insanı çoğu zaman değeri yanlış yerde arıyor: takipçi sayısında, unvanda, görünürlükte, makamda, mavi tikte, onayda. Oysa geçici alkışların verdiği yükseklik, gerçek izzetle aynı şey değil. Diyanet’in El-Muizz yorumunda da vurgulandığı gibi, Allah’ın verdiği izzet dünyevî vitrinlerden önce insanın özüne ait manevî bir saygınlıktır; dışsal güçler bu özü tek başına veremez.
Psikoloji araştırmaları, olumlu ruh hâlinin dikkat alanını genişletebildiğini ve insanın daha açık, daha çevresel, daha esnek bir algıya geçebildiğini gösteriyor. NASA’nın anlattığı biçimiyle Dünya’nın manyetosferi de gezegeni zararlı parçacıklardan koruyan görünmez bir kalkan gibi işliyor. Bir yanda iç dünyada genişleyen güven, öte yanda dış dünyada koruyan bir alan… El-Muizz ismi tam burada kalbe dokunur: O, sadece güç veren değil; insana korunmuş bir onur, baş eğmeyen bir vakar ve bağımlılık üretmeyen bir değer duygusu veren Rabb’dir. Z kuşağının diliyle söylersek El-Muizz, hayatın “onaylanmış kimlik” katmanıdır; fakat bu doğrulama insanlar tarafından değil, Allah tarafından verilir.
Esmanın Lügavî Kökeni
El-Muizz ismi, Arapça izzet kökünden gelir. TDV İslâm Ansiklopedisi’ne göre bu kök, “dengi ve benzeri bulunamayacak derecede değerli ve şerefli, güçlü ve yenilmez olmak” anlamlarını taşır; muiz ise “aziz kılan” demektir. Allah’a nisbet edildiğinde bu isim, “dilediği kimseyi yücelten, güçlü ve değerli kılan” mânası kazanır. Aynı maddede Muizz isminin Kur’an’da isim formuyla geçmediği, fakat türetildiği kökün fiil biçiminin özellikle Âl-i İmrân 3:26’da Allah’a nisbet edildiği belirtilir.
Bu isim çoğu zaman El-Müzill ile birlikte düşünülür. TDV maddesinde Muizz’in esmâ-i hüsnâ hadisinde Müzill ile beraber yer aldığı ve bunun kaynağı olan ayette de iki anlamın yan yana getirildiği belirtilir. Böylece El-Muizz, kör bir yüceltme değil; hakikî izzet ile sahte üstünlüğü birbirinden ayıran ilâhî bir tasarruf olarak görünür.
Klasik yorumlar bu ismi daha da inceltir. TDV’de aktarıldığı üzere Kuşeyrî, Allah’ın kullarını aziz kılışının temel ilkelerinden biri olarak kanaat üzerinde durur; aşağılanmanın asıl sebeplerinden birini de hırs olarak gösterir. Aynı maddede Gazzâlî’nin gerçek mülk ve hâkimiyeti, kişiyi bağımlılığın doğurduğu zilletten ve aşağı arzuların baskısından kurtaran hâl olarak gördüğü belirtilir. Böylece El-Muizz, sadece dışarıdan güç vermez; içteki zillet sebeplerini de söker.
Modern Türkçede El-Muizz’i tek kelimeyle çevirmek zordur. En uygun karşılıklar şunlardır: izzet veren, aziz kılan, onur ve şeref bahşeden, kişiyi hak ettiği değerde sabitleyen, başkalarına kulluktan kurtaran. Bu yönüyle El-Muizz, Er-Râfi‘den farklı olarak sadece “yükseltme” değil; yükseltmeden önce değer verme ve saygınlık kazandırma ismidir.
Kur’ân’daki Kullanımları
El-Muizz ismi Kur’an’da doğrudan isim formunda geçmez; fakat izzet verme anlamı çok güçlü biçimde ayetlerde görünür. Özellikle izzetin kaynağının Allah olduğu, O’nun dilediğini aziz kıldığı ve gerçek değerin dışsal değil ilâhî olduğu vurgulanır.
Âl-i İmrân Suresi (3:26)
“Dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil edersin” ayeti, El-Muizz isminin en açık Kur’anî dayanağıdır. Diyanet tefsiri bu bağlamda “mülk” kavramını yalnız siyasal egemenlik değil, kudret, zafer, ilim, servet, itibar, akıl ve sağlık gibi maddî-manevî imkânlar şeklinde de açıklar. Yani izzet, sadece taç ve taht değil; insanın taşıdığı bütün kıymet alanlarıyla ilişkilidir.
Nisâ Suresi (4:139)
“Müminleri bırakıp kâfirleri dost edinenler, onların yanında izzet mi arıyorlar? Bilsinler ki bütün izzet yalnızca Allah’a aittir.” Diyanet tefsiri burada çok güçlü bir psikolojik tahlil yapar: yanlış yerde izzet arayanlarda aşağılık duygusu, özgüven eksikliği ve iman zayıflığı bulunabileceğini söyler. Bu ayet, El-Muizz ismini doğrudan modern onay bağımlılığına karşı okuma imkânı verir.
Münâfikûn Suresi (63:8)
“Asıl güç ve izzet Allah’ındır, resulünündür ve müminlerindir.” Bu ayet, izzetin sadece Allah’ta kalmadığını; Allah’a bağlılıkla Resûl’e ve müminlere de geçtiğini gösterir. Yani müminin izzeti, kendinden menkul değil; Allah’a nisbetle kazanılmış bir itibardır.
Mücâdele Suresi (58:11)
“Allah içinizden iman etmiş olanları ve ilim sahibi olanları yüksek derecelere çıkarır.” Burada doğrudan “izzet” kelimesi yer almasa da, Kur’an yükseliş yasasını açıklar: iman ve ilim. Bu ayet El-Muizz isminin fiilî kanallarından birini gösterir; Allah, izzeti çoğu zaman ilim ve imanla inşa eder.
Yûsuf Suresi (12:76)
“Biz dilediğimizi derecelerle yükseltiriz.” Hz. Yûsuf kıssasında bu ayetin gelmesi anlamlıdır; kuyuya atılan, köle diye satılan ve zindana düşen bir kulun ilâhî planla aziz kılınması, El-Muizz isminin kıssa içindeki parlak tecellilerinden biridir.
Hadislerdeki Yansımalar ve Nebevî Denge
Hadislerde de aynı çizgi sürer. Resûlullah, “Kim Allah için tevazu gösterirse Allah onu yükseltir” buyurur. Başka bir sahih rivayette de “Allah bu kitapla bazı kimseleri yükseltir, bazılarını alçaltır” denilir. Böylece El-Muizz’in iki büyük yolu görünür olur: tevazu ve Kur’an.
Kozmos Açısından – Bilimsel Metafor Bölümü
Buradaki bilimsel örnekler El-Muizz ismini laboratuvar verisine indirgemek için değil; ismin mânasını tefekkür etmeye yardım eden metaforik pencereler olarak kullanılmaktadır.
A) Kozmos Metaforu
NASA’ya göre Dünya, manyetosfer adı verilen bir manyetik alan sistemiyle çevrilidir ve bu sistem gezegenimizi zararlı güneş ve kozmik parçacık radyasyonundan korur. Üstelik manyetosfer sadece “estetik bir kalkan” değil, yaşanabilirliğin temel dayanaklarından biridir; atmosferin aşınmasına ve yaşamın tehdit edilmesine karşı koruyucu bir alan işlevi görür.
El-Muizz ismi için bu çok güçlü bir kozmik metafordur. Çünkü izzet sadece “yüksek görünmek” değildir; korunmuş, dokunulmaz ve itibarlı bir varlık alanına sahip olmaktır. Dünya’nın hayat taşıyabilmesi için görünmez bir kalkanla onurlandırılması gibi, insanın da gerçek izzeti bazen dış başarıdan önce korunmuş bir iç çekirdeğe sahip olmasında görünür. Bu, bilimsel veriden teolojik hüküm çıkarmak değil; koruma ile izzet arasındaki bağı tefekkür etmektir.
B) İnsan Bedeninden / Biyolojiden Örnek
Hücresel düzeyde “yapı bütünlüğü” hayati önemdedir. NCBI Bookshelf’teki hücre adezyonu anlatımına göre hücreler birbirine ve çevre dokulara tutunmadan dokular oluşamaz; bu yapışma ve bağlantı sistemleri, doku mimarisinin kurulması ve sürdürülmesi için gereklidir. Özellikle kadherinler, gelişimin erken dönemlerinde hücreleri bir arada tutan temel adezyon molekülleri olarak anlatılır; fonksiyonları bozulduğunda embriyonik dokular dağılabilir.
Bu biyolojik gerçek El-Muizz ismi için zarif bir metafor sunar: bazen izzet, insanı kalabalık içinde parlatan bir spot ışığı değil; onu dağılmadan tutan iç bütünlüktür. Hücreler birbirine bağlanmadan doku saygın bir form kazanamaz. İnsan da imansız, amaçsız ve merkeze bağsız yaşadığında içten çözülür; El-Muizz tecellisi ise kişiye karakter bütünlüğü ve manevî omurga kazandırır.
C) Teknoloji Metaforu
NIST tanımlarına göre identity certificate, iddia edilen kimliğin doğrulanmasını sağlayan bir sertifikadır; credential ise bir kimliği en az bir doğrulayıcıya otoritatif biçimde bağlayan veri yapısıdır. Ayrıca certification authority, doğruluğu kontrol edip sertifika düzenleyen güvenilir kuruluştur. Başka bir deyişle dijital dünyada “itibar” kendi kendine ilan edilmez; güvenilir bir otorite tarafından doğrulanır.
El-Muizz ismini teknoloji metaforuyla düşündüğümüzde bu çok öğreticidir. İnsan nefsinin en büyük yanılgılarından biri, kendine kendi başına “geçerli kimlik” vermeye çalışmasıdır. Oysa gerçek اعتبار, güvenilir otoriteden gelir. İlâhî dilde bu, Allah’ın kulunu aziz kılmasıdır. İnsanın kendini parlatmasıyla aldığı görünürlük, sahte bir doğrulanma olabilir; ama El-Muizz’in verdiği izzet, değişken platformların değil, hakikatin onayıdır.
Tasavvufî Açıklama
A) Kalpteki Karşılığı
El-Muizz isminin kalpteki ilk karşılığı, başkasının bakışıyla var olmaya çalışmaktan kurtulmaktır. Diyanet Haber’in çok güçlü bir vurgusuyla insanın kendi toplumu içinde şeref ve haysiyet sahibi olması, yani “değerli biri” olması temel nimetlerdendir; fakat bu değer dışsal vitrinlerden önce insan oluşunun özüne aittir. El-Muizz tecellisi alan kalp, “Bana değer verilirse varım” değil, “Allah katında bir kıymetim var; o yüzden doğrulukta sebat edebilirim” demeye başlar.
Bu kalp hali psikolojik olarak da çok kıymetlidir. Olumlu ruh hâllerinin dikkat alanını genişletebildiğini gösteren çalışmalar düşünüldüğünde, hakiki izzetin insanı daraltan bir kibir değil, ufku açan bir iç güven olduğu anlaşılır. El-Muizz, kalbe başkalarını küçümseme değil; başkalarının onayına esir olmadan ayakta kalabilme gücü verir.
B) Nefsin Terbiyesindeki Rolü
Nefis izzeti çoğu zaman yanlış yerde arar. Nisâ 4:139 bunu çok sert biçimde ifşa eder: insan, hakiki güç ve şerefi Allah yerine başka güç odaklarında aradığında, içeride bir özgüven eksikliği ve iman zafiyeti oluşabilir. Diyanet tefsirinin diliyle söyleyecek olursak, yanlış dostluk ve yanlış dayanak arayışı kişiyi manevî olarak düşürür. El-Muizz ismi, nefsi bu bağımlılıktan kurtarır.
Bu eğitim tevazu ile tamamlanır. Resûlullah’ın “Kim Allah için tevazu gösterirse Allah onu yükseltir” buyruğu, izzet ile kibri birbirinden ayırır. Demek ki Muizz ismi nefsi şişirmez; onu doğru yere sabitleyerek yükseltir. Gerçek izzet, kimseye boyun eğmeyen bir gurur değil; Allah’ın huzurunda eğilebildiği için başkalarına kulluk etmeyen bir onurdur.
C) Büyük Mutasavvıfların Yorumu
Klasik geleneğin özeti çok nettir: El-Muizz, çoğu zaman El-Müzill ile birlikte okunur ve bu iki isim birlikte hayatın şeref–zillet dengesini kurar. TDV maddesinde Kuşeyrî’nin, Muizz ve Müzill’in hem dünya hem âhiret hayatında geçerli olduğunu söylediği; Muizz’in zâhidden muvahhide kadar yükselen mânevî mertebe sahiplerini nasıl yücelttiğini anlattığı nakledilir. Yine aynı maddede onun, Allah’ın kullarını aziz kılışının temel ilkelerinden biri olarak kanaati öne çıkardığı belirtilir; çünkü aşağılanmanın asıl sebeplerinden biri hırstır. Gazzâlî de hakiki hâkimiyeti, kişiyi bağımlılığın doğurduğu zilletten ve aşağı arzuların tasmasından kurtaran durum olarak görür. Bu çizgide izzet, dışarıdan giyilen bir üniforma değil; içeriden kazanılan bir özgürlüktür.
Bediüzzaman Said Nursî’de El-Muizz ismi doğrudan müstakil bir risale başlığıyla işlenmez; fakat izzet ve zillet ekseni Risale’nin birçok yerinde çok güçlü şekilde görünür. İlk dikkat çekici nokta, Evrâd-ı Kudsiyye’de geçen isim çiftidir: “Dilediğini azîz eden Muizz, dilediğini zelîl kılan Müzill’dir.” Bu ifade tek başına, Nursî’nin de Muizz-Müzill dengesini klasik gelenek gibi birlikte okuduğunu gösterir. Yani izzet, izole edilmiş bir nimet değil; hakikatten kopulduğunda kaybedilebilecek bir ilâhî emanet olarak görünür.
Bediüzzaman’ın Muizz ismine en güçlü katkılarından biri, izzeti doğrudan iman ile ilişkilendirmesidir. Yirmi Üçüncü Söz’de geçen meşhur cümlesi burada merkezîdir: “İman, insanı insan eder. Belki insanı sultan eder.” Bu cümle, Muizz isminin Risale’deki en yoğun özetlerinden biri gibidir. Nursî’ye göre insanın gerçek asaletini veren şey görünür güç değil, imandır. Küfür insanı aşağı çeker, dağıtır ve zillete açık hale getirir; iman ise kişiyi ontolojik olarak büyütür, iç dayanak kazandırır, kulluğunu zillet değil şeref haline getirir. Buradaki “sultan” ifadesi, dünyevî saltanattan önce içsel ve ontolojik bir izzeti anlatır.
Bu çizgi izzet-i imaniye kavramında daha somut hale gelir. Kastamonu Lâhikası’nda Bediüzzaman, Risale-i Nur şakirdlerinin iktisat, kanaat, tevekkül ve kısmete rıza gibi derslerden aldıkları izzet-i imaniye sayesinde riyadan ve dünya menfaatleri için kendini göstermeye çalışma hastalığından korunacağını söyler. Bu çok derin bir tespittir. Çünkü modern insan çoğu zaman itibarı görünürlükle karıştırır; Nursî ise imandan doğan izzetin tam tersine insanı gösterişten, hodfüruşluktan ve “bana bakın” ihtiyacından koruduğunu anlatır. Yani Risale’de Muizz tecellisi, kişiyi daha çok parlatan değil, başkalarının alkışına mecbur olmaktan kurtaran bir vakar üretir.
Yirmi Dokuzuncu Mektup’ta oruç ve Ramazan bahsinde geçen “ulvî ubudiyet” ve “şeref-i keramet” ifadesi de Muizz ismine açılan başka bir kapıdır. Bediüzzaman burada ehl-i imanın, Sultan-ı Ezelî’nin ziyafetine davet edilmiş muntazam bir ordu gibi davranmasını anlatırken, kulluğun aşağılatıcı değil, bilakis şeref verici bir makam olduğunu vurgular. Bu bakış çok önemlidir: Risale çizgisinde izzet, bağımsızlık maskesi takan benliğin değil; doğru kulluk tavrının meyvesidir. İnsan Allah’a abd oldukça küçülmez; tam tersine daha asil bir konuma geçer.
Bediüzzaman’ın bu yaklaşımını toparlayacak olursak, onda El-Muizz ismi üç ana damarda görünür: Birincisi, imanın insana sultanlık veren iç yükselişi; ikincisi, izzet-i imaniye sayesinde riyadan ve halkın onayına köle olmaktan kurtuluş; üçüncüsü ise ubudiyetin zillet değil şeref oluşu. Bu yüzden Nursî’de izzet, toplumsal gösteri veya kaba güç değil; Allah’a intisaptan doğan onurlu bir duruştur. İnsan Allah’a bağlandıkça aziz olur; kendine ve halka fazla yaslandıkça kırılganlaşır. İşte El-Muizz’in Risale-i Nur’daki en güçlü okuması budur.
Günlük Hayatta Uygulama – 4 Adım
1. Farkındalık Çalışması
Bugün kendine şu soruyu sor:
“Ben değeri en çok nerede arıyorum?”
Maaşta mı, görünürlükte mi, bir kişinin sevgisinde mi, sosyal medyada mı, akademik etikette mi?
Sonra bunu şu cümleyle test et:
“Bunu kaybetsem tamamen değersizleşir miydim?”
Cevap evetse, Muizz ismine daha çok ihtiyaç var.
2. Dua / Affirmasyon
Gün içinde birkaç kez içinden şunu tekrar et:
“Ya Muizz, beni kibirle değil, imanla aziz kıl. Başkalarının onayına değil, Senin rızana yaslanan bir onur ver.”
3. Ahlâkî Eylem
Bugün birinin izzetini koru.
Toplum içinde birini küçük düşürme, hatasını alenileştirme, bir arkadaşının emeğini görünür kıl, bir öğrenciyi utandırmak yerine yüreklendir, evde birinin haysiyetini kıracak dilden kaçın.
El-Muizz ahlâkı, başkasını ezmeden değer verebilmektir.
4. Zihinsel Dönüşüm
Şu cümleyi bırak:
“İnsanlar beni yükseltirse değerliyim.”
Onun yerine şunu yerleştir:
“Allah beni doğru yerde sabit kılarsa azizim.”
Bu dönüşüm, onay bağımlılığından kulluk onuruna geçiştir.
Zikir – Vird – Meditasyon Rehberi
Bu bölüm bağlayıcı bir reçete değil; anlam merkezli bir tefekkür önerisidir.
Zikir adedi
Başlangıç için 33 kez, daha derin tefekkür için 99 kez
“Yâ Muizz”
Dengeyi korumak için zaman zaman
“Yâ Muizz, Yâ Müzill”
ikilisini birlikte tefekkür etmek de anlamlıdır; çünkü klasik kaynaklar bu iki ismi birlikte okur.
Nefes ritmi
4 saniye nefes al – 4 saniye tut – 6 saniyede ver.
Niyet cümlesi
“Allah’ım, El-Muizz isminin nuru ile beni sahte onur arayışlarından kurtarmaya, içimde izzet-i imaniyeyi kuvvetlendirmeye ve doğru yerde vakarla durmaya niyet ettim.”
1 dakikalık mini meditasyon akışı
Dik otur. Gözlerini kapat.
Nefes alırken içinden: “Yâ…”
Nefesi tutarken: “…Muizz”
Kalbinin çevresinde kırılmaz, ama yumuşak bir ışık kalkanı hayal et.
Nefes verirken, başkalarının onayına duyduğun aşırı ihtiyacın göğsünden dışarı çıktığını düşün.
İkinci nefeste, seni küçülten bir hatırayı Allah’ın huzurunda bırak.
Üçüncü nefeste, içinden şu cümleyi geçir:
“İzzetim, benden değil; bana verilenden geliyor.”
Sonunda elini kalbine koy ve de ki:
“Beni şişirmeden değerli kıl.”
Kısa Hikâye / Alegori
Genç bir usta çırağına iki mühür gösterdi. Biri parlaktı ama balmumundan yapılmıştı; güneşte biraz kalınca eğrildi. Diğeri ise sade görünüyordu, ama çelikti; ateşe girip çıksa da biçimi bozulmuyordu. Çırak ilk başta parlak olanı seçti. Usta gülümsedi ve onu güneşin altına bıraktı; mühür kısa sürede akıp gitti. Sonra çelik olanı verdi: “Gerçek kıymet, ilk bakışta göz alan şey değil; ateşe dayanandır.” İnsan da böyledir. El-Muizz’in verdiği izzet, alkış geçince eriyen balmumu değil; imtihan gelince de kalan çelik mühürdür.
Dua
Ey izzeti bütünüyle elinde tutan, dilediğini aziz kılan El-Muizz!
Biz bazen değeri yanlış yerde arıyor, insanların alkışını şeref, görünürlüğü kıymet, makamı asalet sanıyoruz. Sonra o geçici dayanaklar sarsılınca içimiz de sarsılıyor. Oysa gerçek izzet yalnız Sendendir. Sen vermezsen dışarıdan gelen hiçbir unvan kalbe onur vermez; Sen verirsen kul, en sade hâliyle bile vakarlı ve güçlü olur.
Allah’ım, bizi başkalarının bakışına bağımlı yaşamaktan kurtar. İçimizdeki eziklik duygusunu, aşırı onay ihtiyacını, kendini ispat etme yorgunluğunu ve görünürlük hırsını Sen tedavi et. Bize öyle bir izzet ver ki kibir üretmesin; öyle bir tevazu ver ki zillete düşürmesin. Bizi ne kırılgan gurura ne de değersizlik çukuruna bırak.
Ya Rabbi, izzetimizi imanda, vakarımızı kullukta, gücümüzü Senden gelen emniyette bulmayı nasip et. Bize başkalarının izzetini koruyacak incelik, kendi izzetimizi dünya menfaatine satmayacak sağlamlık ver. Bizi El-Muizz isminle aziz eyle; ama bunu şatafatla değil, hakikatle yap.
Âmin.
Sık Sorulan Sorular
1. Bu isim insan psikolojisinde neye karşılık gelir?
El-Muizz ismi psikolojik düzlemde en çok sağlıklı özdeğer, utangaç veya kırılgan benlikten çıkış, onay bağımlılığının çözülmesi ve kibirsiz bir onur hissi ile ilişkilendirilebilir. Nisâ 4:139’un Diyanet tefsiri, yanlış yerde izzet arayanlarda aşağılık duygusu ve özgüven eksikliği ihtimalini açıkça gündeme getirir. Manevî dilde bu, kişinin kendini insanlardan topladığı parçalı değerlerle değil, Allah’ın verdiği öz şerefle okuyabilmesidir.
2. Bu esmayı günlük hayatta nasıl yaşayabilirim?
Bu ismi yaşamak, önce değeri yanlış adreslerde aramayı bırakmakla başlar. Sonra tevazu, Kur’an’la bağ, ilim, kanaat, helâl emek ve başkalarının izzetini koruma davranışları gelir. Hadiste belirtildiği gibi Allah için tevazu gösteren yükseltilir; Diyanet yorumunda da ilim ve iman dereceleri yükselten unsurlar olarak görünür. Yani El-Muizz’i yaşamak, daha çok gösteriş değil; daha çok vakar, daha çok sebat ve daha az dilencilik üretir.
3. Bu isim diğer esmalarla nasıl bütünleşir?
El-Muizz en açık biçimde El-Müzill ile bütünleşir; çünkü hakiki izzet ancak sahte üstünlüklerin ne olduğunun fark edilmesiyle anlaşılır. Ayrıca El-Azîz ile güç ve yenilmezlik, Er-Râfi‘ ile derece yükseltme, El-Hâfıd ile yanlış yüksekliğin indirilmesi, El-Hakîm ile bu yüceltmenin hikmetli oluşu arasında yakın bağ vardır. TDV maddesi de Muizz ile Azîz, Hâfıd-Râfi‘ ve başka denge isimleri arasında anlam ilişkisi bulunduğunu belirtir.
Esmaü'l-Hüsnâ: İsimlerin Kozmik ve Manevi Tefekkürü
Bu içerik 27. bölüm (Toplam 30 bölüm)
Hakikatin İzini Birlikte Sürün
Yeni yayınlanan bilimsel ve felsefi tefekkür makalelerimizden haberdar olmak için e-bültenimize katılın.
Bu makaleyi paylaş:
Kaynaklar
- Diyanet Haber. (2024, 21 Şubat). Allah (cc), kimini aziz kılar kimini zelil: El Muizz-Müzill. Diyanet Haber.
- Diyanet İşleri Başkanlığı. (t.y.). Âl-i İmrân sûresi 26. ayet tefsiri. Kur’an Yolu.
- Diyanet İşleri Başkanlığı. (t.y.). Mücâdele sûresi 11. ayet tefsiri. Kur’an Yolu.
- Diyanet İşleri Başkanlığı. (t.y.). Münâfikûn sûresi 1–8. ayet tefsiri. Kur’an Yolu.
- Diyanet İşleri Başkanlığı. (t.y.). Nisâ sûresi 138–139. ayet tefsiri. Kur’an Yolu.
- National Aeronautics and Space Administration. (2021). Earth’s magnetosphere: Protecting our planet from harmful space energy. NASA Science.
- National Center for Biotechnology Information. (2002). Cell-cell adhesion. In Molecular Biology of the Cell (4th ed.). NCBI Bookshelf.
- National Institute of Standards and Technology. (t.y.). Identity certificate; Glossary of terms, acronyms, and notations; Digital identity guidelines glossary. NIST / CSRC.
- Nursî, B. S. (2010). Sözler. İstanbul: Söz Basım Yayın. (Özellikle Yirmi Üçüncü Söz’de iman ve insan onuru vurgusu).
- Nursî, B. S. (2010). Kastamonu Lâhikası. İstanbul: Söz Basım Yayın. (İzzet-i imaniye vurgusu).
- Nursî, B. S. (2010). Yirmi Dokuzuncu Mektup. İstanbul: Söz Basım Yayın. (Ubudiyet ve şeref ilişkisi).
- Topaloğlu, B. (2020). Muiz. Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansiklopedisi.
- Wadlinger, H. A., & Isaacowitz, D. M. (2006). Positive mood broadens visual attention to positive stimuli. Motivation and Emotion, 30(1), 87–99.
Yorumlar
Henüz yorum yok. İlk yorum yapan siz olun!