1 içerik bu etiketle ilişkilendirilmiş
İnsanlık tarihi boyunca zihinleri en derinden sarsan sual şudur: "Ölüm mutlak bir son mudur, yoksa ebedi bir varoluşun başlangıç kapısı mı?" Materyalist anlayış insanı mezarda çürüyüp yok olan biyolojik bir tesadüf olarak görürken; mantık, modern fizik ve ilahi vahiy bunun tam aksini haykırmaktadır. Evrende hiçbir enerjinin ve bilginin yok olmadığı (kuantum bilginin korunumu yasası), DNA'nın en karmaşık biyolojik kodları her hücrede sakladığı ve her bahar mevsiminde yüz milyarlarca kupkuru tohumun topraktan fışkırarak dirildiği apaçık bir gerçektir. Bu makalede; ölümden sonra dirilişin (Haşir) ahlaki ve ontolojik zorunluluğu adalet, anlam ve israf delilleriyle incelenmekte; Bediüzzaman Said Nursi'nin kelâm şaheseri 10. Söz (Haşir Risalesi) perspektifinden kâinattaki kozmik düzen ile diriliş arasındaki zaruri bağ ortaya konulmaktadır. Sıfırdan bir kâinatı yoktan var eden Sonsuz Kudret için, mevcut zerreleri yeniden derlemenin aklen kaçınılmaz olduğu temellendirilmektedir.
12 Eylül 2026